Destan, tarih öncesi tanrı, tanrıça, yarı tanrı ve kahramanlarla il gili olağanüstü olayları konu alan şiir ve hikâyelerdir. Bu hikâyeler halkın hayal dünyasında masallaştırılır.

Destanlar, çeşitli konulardaki yaratılış hikâyeleri yanında, millet lerin hayatında büyük yankılar uyandırmış bir kahramanın veya tarih olayının bir ulusun hayal dünyasında ortak sembol ve ifa delerle zenginleştirilmiş uzun manzum hikâyelerdir.

Destanlar, insanların yaşamlarında derin izler bırakan olayları dinleme ve anlatma ihtiyacından ortaya çıkmıştır.

İnsanlar ilk çağlarda yaşadıkları toplum ve doğa olaylarını an lamakta güçlük çektiler. Her olay onlara önce Tanrıyı düşündü rürdü: Gök gürlemesi Tanrının hiddetiydi. Yıldırımlar, kasırgalar, susuzluklar, Tanrının insanlara verdiği cezalardı. İnsanlar her doğa olayını korkuyla karışık bir hayranlıkla izlerlerdi.

Zengin bir hayal dünyası olan ilk insanlar, önemli gördükleri, toplumu derinden etkileyen her olayı, hayallerle süsleyerek bir birlerine anlattılar. Bu süreçte doğal olarak destanlar, kurmaca bir yapıya büründü, hayaller ve duygularla zenginleşti.

Bu şekilde meydana gelen destanların oluşmasının belli aşa maları vardır. Bir olay, bu aşamaları geçtikten sonra destana dönüşür. Ayrıca bir ulusta destanın oluşabilmesi için o ulusun hayal gücünün en eski çağlarda bile, efsaneler, destanlar ya ratmaya elverişli olması gerekir.

Ayrıca o ulusun tarihinde unutulmaz doğa olayları, büyük sa vaşlar, göçler, baskınlar, değişik coğrafi çevrelere dağılmalar gibi halkının gönlünde ve kafasında nesiller boyu etkisini sür dürecek önemli olayların yaşanması gerekir. Yaşanmış olan bu olayları anlatacak ozanların bulunması da bir başka şarttır.

Destanların Oluşumu:
* Halkı derinden etkileyecek bir olayın yaşanması
* Bu olayda öne çıkan bir kahramanın olması
* Toplumda derin izler bırakan olay ve kahramanın destansı öykülerinin ozanlar tarafından söylenmesi ve bunun yayıl ması
* Güçlü bir şairin toplum içinde anlatıla anlatıla zenginleştiril miş hikâyeleri derleyerek yeniden yazması.

Destanların bir ozan tarafından son hâli verilinceye kadar olan süreçte halkın hayalleri destanlara katılır, zamanla destanlara yeni olaylar da eklenir. Yeni olaylarla zenginleşen destanlar, or tak bir eser haline gelir.

Destanları anlatan her yeni ağız, destanlara yalnız bir olay de ğil, dil ve söyleyiş güzelliği de katar. Destanlar, başlangıçta manzum oldukları, ezgiyle söylendikleri için halk dilinde uzun süre yaşayabilmiştir.