ANLAM BAKIMINDAN KELİMELER


1-GERÇEK ANLAM (TEMEL ANLAM):

Kelimelerin taşıdıkları ilk ve genel anlama gerçek anlam denir. Kelimelerin sözlükteki ilk anlamıdır. Kelimenin gerçek anlamı, herkesçe bilinen yaygın anlamıdır. Buna "temel anlam" da denir.
Meselâ, “ağız” dendiğinde akla ilk gelen, organ adıdır. “göz” kelimesi de öyle.

ÖRNEKLER:
1-Ahmet dişini çektirmiş.
2-Sırtı ağrıdığı için okula gelmedi.
3-Kuşun kanadı kırıktı.
4-Eve varır varmaz sıcak çorba içtiler.
5-Bu gece erkenden yatacağım.

2-YAN ANLAM:

Temel anlamıyla bağlantılı olarak zamanla ortaya çıkan değişik anlamlara yan anlam denir. Sözcüğün gerçek anlamının dışında, ancak gerçek anlamıyla az çok yakınlık taşıyan yeni anlamlar kazanması yan anlamı oluşturur. Bir sözcüğün yan anlam kazanmasında genellikle yakıştırma ve benzerlik ilgisi etkili olmaktadır.
Meselâ “göz” dendiğinde akla ilk gelen, kelimenin temel anlamı olan organ adıdır. Ama “iğnenin gözü”, “çantanın gözü”, masanın gözü” tamlamalarındaki anlamlar benzetme yoluyla kazandırılmış yeni anlamlardır. Bunlara da yan anlam denir.
Meselâ, “düşmek” kelimesi “Meyveler tek tek yere düştücümlesinde temel anlamda; “Çocuğun pantolonu düşüyordu, “Bu yılın ilk karı düştü ve “Kavakların gölgesi yola düştücümlelerinde yan anlamdadır.

ÖRNEKLER:
1-Testerenin dişini kırmışlar.
2-Dağın sırtı bodur ağaçlarla kaplıydı.
3-Uçağın kırık kanadını tamir ettiler.
4-Gülbahar bu dalda başarılı olamaz.
5-Derenin başına kadar yarıştılar.

3-MECAZ ANLAM:

Bir sözcüğün gerçek anlamından bütünüyle uzaklaşarak kazandığı yeni anlama mecaz anlam denir. Başka bir deyişle bir kelimenin, gerçek anlamı dışında, başka bir kelimenin yerine kullanılması sonucu ortaya çıkan anlamdır. Bu kullanımda anlatımı renklendirmek ve kuvvetlendirmek esastır.

ÖRNEKLER:
1-İneğimize göz değmiş.
2-İnsanların sırtından geçinmeye alışmıştı.
3-Bu meseleyi bir daha açmayacağım.
4-Eşyaları taşırken kolum koptu.
5-Tatlı söz yılanı deliğinden çıkarır.

4-DEYİM ANLAM:

Deyim, en az iki kelimenin kalıplaşarak yeni bir anlam kazanmasıyla oluşan mecazlı sözlerdir. Kelimelerden biri veya her ikisi anlam kaybına uğrar.

Deyimlerin özellikleri:
a) Deyimler kalıplaşmış sözlerdir. Sözcüklerin yerleri değiştirilemez, herhangi biri atılamaz, yerlerine başka kelimeler konulamaz.
Meselâ "yüzün ak olsun" yerine "yüzün beyaz olsun" denilemez.
Not: Araya başka kelimeler girebilir:
“Başını derde sokmak”
Başını son günlerde hep derde soktu.

b) Deyimler kısa ve özlü anlatımlardır. Az sözle çok şey anlatırlar: “Çam sakızı çoban armağanı”, “dili çözül-”, “dilinde tüy bit-”, “dilini yut-”

c) Deyimler en az iki sözcükten oluşurlar. Bu özellik deyimi mecazdan ayırır.

d) Deyimler özel anlamlı sözlerdir. Deyimler genel yargı bildirmezler. Deyimler bir kavramı belirtmek için bulunmuş sözlerdir. Öğütte bulunmazlar. Atasözleri ise genel anlamlı sözlerdir. Ders vermek, öğütte bulunmak için ortaya konulmuşlardır. Deyimle atasözünü ayıran en önemli nitelik budur.

e) Deyimlerin çoğunda kelimeler gerçek anlamından çıkarak mecaz anlam kazanmışlardır: Çantada keklik, ağzı açık, kulağı delik, abayı yakmak, devede kulak, hapı yutmak, fol yok yumurta yok, hem nalına hem mıhına, ne şiş yansın ne kebap…
Bazı deyimler ise anlamlarından çıkmamışlardır: Çoğu gitti azı kaldı, ismi var cismi yok, adet yerini bulsun, Allah bana ben de sana, yükte hafif pahada ağır, özrü kabahatinden büyük, dosta düşmana karşı, iyi gün dostu, canı sağ olsun…

f) Deyimler cümlenin öğesi olabilir. (özne, yüklem, zarf tümleci…) Cümlede başka görevler de alabilir. (sıfat…)

5-TERİM ANLAM:

Bir bilim, sanat ya da meslek dalıyla ilgili bir kavramı karşılayan kelimelere terim denir. Terimlerin anlamları dar ve sınırlıdır.
Matematikte kullanılan; açı, üçgen, karekök...
Edebiyatta kullanılan; öykü, ölçü, kafiye, dize...
Sosyal bilgilerde kullanılan; iklim, ölçek, eş yükselti, izohips...
Fen bilgisinde kullanılan; hücre, soymuk boruları, sindirim sistemi, sinir... sözcükleri terimdir.
ÖRNEKLER:
1-Ekvator, Dünya’yı iki eşit parçaya böler. (Coğrafya)
2-En zevkli konu sıfatlardır.(Türkçe)
3-Bugün notaları öğrendik. (Müzik)
4-Doğduğu yörenin ağzıyla konuşuyordu. (Türkçe)

6-ATASÖZÜ:

Yıllar önce söylenmiş, dilden dile aktarılarak günümüze kadar gelmiş, öğüt bildiren, genel kural niteliği taşıyan söz öbekleridir. Genellikle kesin bir yargı bildiren cümleler biçiminde görülür.
Atasözlerinin söyleyeni belli değildir. Sadece mecaz anlam veren atasözü olabileceği gibi, sadece gerçek ya da hem gerçek hem mecaz anlam taşıyanlar da vardır. Örneğin; “Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.” atasözü sadece mecaz; “Dost ile ye iç, alışveriş etme.” sadece gerçek”; “Taşıma su ile değirmen dönmez.” hem gerçek hem mecaz anlam verir.
Özellikleri:
—Kalıplaşmış sözlerdir, eşanlamlılarıyla dahi değiştirilemez.
—Kısa ve özlü sözlerdir. Az sözle çok anlam ifade ederler.
— Atasözlerinin söyleyeni belli değildir.
—Tecrübelere ve gözlemlere dayanırlar, bazen âdet ve gelenekleri ifade ederler
—Çoğu mecazlıdır.
—Anonimdir ve edebî tür özelliği gösterir.
—Genel bir yargı bildirir.
—Öğüt verme amacı taşır.
ÖRNEKLER:
1-At ölür meydan kalır, yiğit ölür şan kalır.
2-Aç koyma hırsız olur, çok söyleme yüzsüz olur, çok değme arsız olur.
3-Böyle gelmiş, böyle gider.
4-Damlaya damlaya göl olur.
5-Dost kazan dost; düşman anadan da doğar.