Go Back   Yazılı Soruları-Soru Bankaları-Yaprak Test-2009-2010 Yazılı Sınav Soruları ve Cevapları > İlköğretim 2.Kademe Yazılı ve Sınav Soruları > Türkçe Dersi Yazılı ve Sınav Soruları > Türkçe Ders Notları

Türkçe Edebiyat Bilgileri Konu Anlatımı - Ders Notu

Türkçe Ders Notları
Türkçe Edebiyat Bilgileri Konu Anlatımı - Ders Notu Konusunu Görüntülemektesiniz.->ŞİİR İçinde bulundurduğu ses, anlam, ritm ve gizemle insanın gönül dünyasına hitap eden eserlere şiir denir. Şiir, çoğu kez onunla aynı sanılan nazım kavramından değişik anlamlar içerir. Nazım , ölçülü ...

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack LinkBack Seçenekler Stil
Alt 01-17-2011, 05:39 PM   #1 (permalink)
Kullanıcı Adı
Administrator
Standart Türkçe Edebiyat Bilgileri Konu Anlatımı - Ders Notu

          
ŞİİR
İçinde bulundurduğu ses, anlam, ritm ve gizemle insanın gönül dünyasına hitap eden eserlere şiir denir.
Şiir, çoğu kez onunla aynı sanılan nazım kavramından değişik anlamlar içerir. Nazım, ölçülü ve kafiyeli sözlere verilen addır. Nazım ile oluşturulmuş şiirler olabileceği gibi, her nazmın da şiir olmadığını bilmek gerekir.
Şiirde hayal, duygu ve düşünce unsurları önemli yer tutar. Bunlardan mahrum bir şiir düşünülemez.
Şiir, manzum, yani ölçülü ve kafiyeli olabileceği gibi, ölçüsüz de yazılıp söylenebilir. Ölçüsüz yazılmış şiirlere serbest nazım (serbest şiir) adı verilir.
Şiirler işledikleri konular bakımından altıya ayrılır:
1- Epik Şiir: Konusu savaş, kahramanlık, yiğitlik ve yurt sevgisi olan ya da tarihsel bir olayı coşkulu bir anlatımla işleyen uzuncu şiirlere denir. Aynı anlamda destanî şiir, hamâsî şiir, kahramanlık şiiri terimleri de kullanılır.
(Mohaç Türküsü – Y.Kemal Beyatlı, Mehmetçik – Fazıl Hüsnü Dağlarca – Üç Şehitler Destanı’ndan)
2- Lirik Şiir : İçten gelen heyecanları coşkulu bir dille anlatan duygusal şiir türüdür. ( Divan ed. Da özellikle gazeller, murabbalar, şarkılar; halk ed. Da koşmalar, semailer lirik şiir türüne örnektir. ) (Lir: Bir çeşit saz. Rebâbî de denmiş. )
3- Pastoral Şiir : Doğa güzelliklerini, orman, dağ, yayla, köy ve çoban yaşamını ve bunlara karşı duyulan özlemleri anlatan şiir türüdür. Pastoral sözcüğü “çobanlara ilişkin” demektir. Türkçe’de bu anlamda râiyâne, rüstâî terimleri de kullanılmıştır. Batı ed. Da doğrudan doğruya doğa manzaralarını canlı bir biçimde anlatan şiirlere idil, konuşma biçiminde yazılan pastoral şiirlere de eglog denir.
(Bingöl Çobanları – Kemalettin Kamu)
4- Didaktik Şiir : Belli bir düşünceyi aşılamak ya da belli bir konuda öğüt, bilgi vermek, ahlaki bir ders çıkarmak amacıyla öğretici nitelikte yazılan, duygu yönü zayıf şiir türüdür. Türk Ed.da ta’limî terimi de kullanılmıştır. Manzum hikayeler ve fabllar bu bölüme girer. (Seyfi Baba – M.Akif Ersoy, Karga ile Tilki – Orhan Veli)
5- Dramatik Şiir : Manzum olarak yazılmış tiyatro eserleri bu bölüme girer. Dramatik manzume, karşılıklı konuşma şeklinde yazılan manzumedir. Bu şiirler genellikle acıklı ya da korkunç olayları anlatırlar. Anlattıkları konuyu okuyucunun gözünde canlandırırlar. Dramatik manzumeler anlattıkları konulara göre şu çeşitlere ayrılır: Trajedi, komedi, dram. (Faruk Nafiz Çamlıbel ve Necip Fazıl Kısakürek’in bu türde eserleri vardır.)
6-Satirik Şiir : Toplumsal düzensizlikleri, kişilerdeki dalkavukluk, düzenbazlık, kendini beğenmişlik, mevki düşkünlüğü gibi huylar; devlet yönetimindeki umarsızlık, çıkarcılık ve beceriksizlikleri anlatan bunları yeren şiirlere denir. Divan ed.da hicviyeler, halk ed.da taşlamalar bu şiir türünün en güzel örnekleridir. Şeyhi, Bağdatlı Ruhi, Nef’i, Ziya Paşa güzel örnekler vermişlerdir.


ŞİİRİN UNSURLARI

1- Şekil Unsurları
a) Nazım birimi
b) Nazım şekli
c) Ölçü (Vezin)
d) Kafiye – redif
2- Muhteva Unsurları
a) Konu ve tema
b) Dil ve anlatım
ŞİİRİN ŞEKİL UNSURLARI


Nazım Birimi : Şiiri oluşturan mısra gruplarına denir. Nazım birimi şiiri oluşturan yapı taşlarından biridir. Şiirdeki her bir satıra mısra denir. Tek mısralık dizelere mısra-ı âzâde denir.
Neler çeker bu gönül söylesem şikayet olur. (Ş.Yahya)
Şiir içindeki mısraların kümelenmesinden meydana gelen nazım birimi; kümede bulunan mısraların sayısına göre ad alır. İki mısralık öbeklere beyit; dört mısradan oluşanlara kıta veya dörtlük; üç, beş, ve daha fazla mısralı öbeklere bent denir.
Nazım Şekli : Kafiye örgüsüne ve mısra sayılarına göre manzumelerin aldığı biçime, sundukları görünüme nazım şekli denir.
Klasik Edeb Nazım Şekilleri: Gazel, murabba, mesnevi,
terkib-i bent, terc-i bent, rübai, kaside, tuyuğ, müstezat...
(Lise yıllarında genişçe işlenecek.)
Tanz.Sonrası Türk Edb. Nazım Şekillleri: Sone, terza-rima, serbest nazım, çarpraz kafiye, sarma kafiye, düz kafiye... (Lise yıllarında genişçe işlenecek)
Halk Edb.Nazım Şekillleri: Koşma, semai, varsağı, türkü, mani, ilahi, nutuk, şathiye, ağıt, kalenderi...

Ölçü (Vezin) :Nazımda âhenk meydana getirmek amacıyla mısralardaki hece sayılarının ya da ses değerlerinin birbirine eşitlenmesine ölçü denir. Üçe ayrılır:

1-Hece Ölçüsü: Mısralardaki hece sayılarının birbirine eşit olmasına dayanan bir sistemdir. İlk mısrada kaç hece varsa, diğer mısralarda da ancak o sayıda hece bulunmalıdır. Hece ölçüsüyle yazılan şiirlerde bir mısrada, vurgu gayesiyle bir ya da iki kez durulur. Bu yerlere durak denir. Mesela 11’li hece vezninde duraklar 4+4+3=11 veya 6+5= 11 olabilir. Duraklar oluşturulurken sözcük bölünmez. Halk ed. Ürünlerinin tamamına yakını hece ölçüsüyle yazılmıştır. Türk Ed. da 5’li hece ölçüsünden 20’li hece ölçüsüne kadar her ölçü kullanılmıştır. Yaygın olanı 7’li, 8’li ve 11’lidir. Türk dilinin doğal ölçüsü hece ölçüsüdür. Eskiden, hece ölçüsüne vezn-i benan (parmak hesabı) denmiştir. Bunun sebebi bazı Divan şairleri, hece ölçüsünü, “parmak hesabı” diyerek küçümsemişlerdir.
Hece ölçüsü genellikle İslamiyetten önceki Türk Edb.’da ve Halk Edb.’da kullanılmıştır. Fakat 18. yy. Divan şairi Nedim’in hece ölçüsüyle yazılmış bir koşması vardır.
Hece Ölçüsünde Kalıpların Kullanılışı:
1. İkili, üçlü, dörtlü, beşli kalıplar genellikle atasözleri, deyimler, tekerlemeler, bilmeceler ve türkülerin kavuştak bölümlerinde kullanılır. Bazı ilahilerde de bu kalıp kullanılmıştır.
2. Altılı kalıp ilahi ve nefes türlerinde görülebilir.
3. Yedili kalıp genellikle manilerde kullanılmıştır.
4. Sekizli kalıp daha çok semai ve varsağılarda kullanılmıştır.
5. Dokuzlu kalıp ata sözleri ve deyimlerde görülür.
6. Onlu kalıp da ata sözleri ve deyimlerde görülür. Az da olsa türkülerde kullanılmıştır.
7. Onbirli kalıp en çok kullanılan kalıplardandır. Daha çok koşma ve destanlarda örülür. Cumhuriyet döneminde de kullanılmıştır.


2- Aruz Ölçüsü: Mısralardaki ses değerlerinin birbirine eşit olmasına dayanan bir ölçüdür. Ses değerlerini eşitleme işleminde, kısa (açık) ve uzun (kapalı) heceler hareket noktası olarak kabul edilir. Mısralardaki hecelerin ses değerleri simetrik olarak birbirine eşitlenir. Divan ed.da tüm nazım ürünleri bu ölçüyle yazılmıştır. Arap Ed.dan gelme bir ölçüdür. (Geniş bilgi için kaynaklara bk.)

3- Serbest Ölçü : Mısraların sıralanmasında hiç bir ölçüyü kullanmayan şekildir. Hiçbir kurala bağlı değildir. Serbest vezin Cumhuriyet sonrası şiirimizde; özellikle de Garip hareketleriyle birlikte çok kullanılır olmuştur.

Kafiye ve redif:Mısra sonlarında, farklı kelimelerdeki ses (harf) benzerliğine kafiye denir. Kafiyenin oluşabilmesi için mısra sonundaki kelimelerde şu özellikeleri aramak gerekir:
a) Ses benzerliği olan kelimelerin farklı kelimeler olması gerekir. b) Ses benzerliği olan kelimelerin yazımının aynı olması gerekir. Altın da bir pula olur mu kabil Ehli ile konuş olasın ehil Cahille konuşma olursun cahil Kişi ayarından düşer mi düşer Yukarıdaki şiirde "il" seslerinde kafiye vardır. Ses benzerliğindeki seslerde, ses sayısının artmasına göre kafiye çeşitli kısımlara ayrılır:a) Yarım Kafiye: Mısra sonlarında tek ses benzeşmesine dayanan kafiye türüdür. Aslında, bu benzeşmenin sessiz harflerde olması gerekir. Halk edebiyatında yarım kafiye çok kullanılmıştır. Mehmed'im sevinin başlar yüksekte! Ölsek de sevinin eve dönsek deb) Tam Kafiye: Mısra sonlarında iki sesin benzeşmesine dayanan kafiye türüdür. Nasihatim sana: Herzeyle iştigali bırak Adamlığın yolu nerdense bul da girmeye bakc) Zengin Kafiye: Mısra sonlarında üç ve daha fazla sesin benzeşmesiyle meydana gelen kafiye çeşididir. Her şey akar su, tarih, yıldız, insan ve fikir Oluklar çift, birinden nur akar birinden kirNot (1): Kafiye olan sesli harflerin üzerinde uzatma işareti "^" varsa, bu sesliler tek ses değil iki ses olarak kabul edilir ve buna göre de kafiye türü değişir. Mesela İstiklâl Marşı'nın yedinci kıtasındaki Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şühedâ Cânı cananı bütün varımı alsın da Hüdâ Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüdâ "da" seslerinde tam değil, zengin kafiye vardır. Not (2): Tunç kafiye olarak adlandırılan kafiye türünü bazı edebiyatçılar kabul ederken, bazıları da kabul etmez. Bu sebeple Tunç kafiye kimi kitaplarda anlatılırken kimi kitaplarda hiç değinilmez. Fakat çoğu edebiyatçı bunu farklı bir kafiye türü olarak kabul etmez ve Zengin kafiyeye dahil eder.Farklı bir kafiye türü olmadığını kabul etmemekle birlikte bu kafiyenin de tanımını bilmekte yarar var:Tunç Kafiye: En az üç sesten oluşan bir ya da daha çok kelimenin diğer mısraların içinde geçmesiyle oluşan kafiye türü olarak tanımlanır. Mesela: İnsan bu, su misali kıvrım kıvrım akar ya Bir yanda akan benim öbür yanda Sakarya mısralarında bu özellik görülebilmekte ama zengin kafiyeden bir farkı olmadığı açık.. d) Cinaslı Kafiye: Okunuşları ve yazılışları aynı ancak anlamları farklı olan kelimelerle yapılan kafiye çeşididir. Tunç kafiye sesteş kelimelerle yapılır. Niçin kondun a bülbül Dalımdaki asmaya Ben yarimden vazgeçmem Götürseler asmayaYukarıdaki şiirde, ikinci mısrada asma kelimesi "üzüm veren bir bitki"; dördüncü mısrada ise "öldürmek" anlamında kullanılmıştır.
REDİF Redifin tanımını yapmadan önce şunları bilmek gerekir: * Redifler daima mısranın en sonunda bulunur, yani kafiyeden sonra gelir. * Redifin olduğu her yerde mutlaka kafiye de vardır. Bu sebeple redifin bulunduğunu gördüğünüz her yerde kafiyeyi de bulmaya çalışınız. Redif: Mısra sonlarında, görevleri aynı olan eklerin, ya da anlamları aynı olan kelimelerin tekrarlanmasına redifdenir. Tanımdan da anlaşılacağı üzere iki tür redif vardır: a) Ek Halindeki Redifler b) Kelime Halindeki Redifler a) Ek Halindeki Redifler: Eş görevli eklerin tekrarlanmasıyla oluşan rediflerdir. Türkçe'deki yapım ve çekim eklerini kavramadan, ek halindeki redifleri kavramanız mümkün olamayacaktır. Eğer bu konularda bir eksiğiniz varsa, önce bunları tamamlamanız ve ondan sonra ek halindeki redifleri kavramak için çaba sarf etmeniz gerekir.Fakat, ek halindeki rediflerin çoğu, kelimeye bağlanan ekler olduğundan bu konudaki genel kaide: "Kelimenin köklerinde kafiye, eklerinde ise redif vardır." şeklindedir. Bu kural bilinerek mısraya bakılırsa ek halindeki rediflerin yüzde doksanı mısrada tahmin edilebilir. Ancak bu kaide her zaman geçerli olmadığından yine de "ekler" konusunda bilgi sahibi olunması konunun kavranması açısından gereklidir. Susuz değirmenlerin ne ile döner çarkı Kerem etmeyen beyin fakirden nedir farkı Yukarıdaki beyitte, "ı" sesleri, ismin -i hali olduğundan yani, her ikisinin de görevi aynı olduğundan rediftir. Kelimenin köklerinde ise "ark" sesleri benzeştiğinden bunlar da zengin kafiyeyi oluşturur.Bu beyite pratik yoldan yaklaşırsak: Beyitin birinci mısrasında, kafiyeye söz konusu olan kelimenin kökü "çark", ikinci mısrada ise kelimenin kökü "fark"tır. Dolayısıyla, "ı" seslerinin ek olduğu için redif olduğunu pratik yönden söyleyebiliriz. Kelimenin köklerinde kafiye bulunduğundan "ark" seslerinde de zengin kafiye vardır. Fakat, bu pratik yol her zaman işlemeyebilir: Kokuyor burnuma Sivr'alan köyü Serindir dağları soğuktur suyu Yâr mektup göndermiş yadigâr deyi Gözünün yaşını sil deyi yazmış Yukarıdaki dörtlükte, kelimelerin kökleri "köy", "su", "de" dir. Görüldüğü gibi kelimelerin köklerindeki sesler aynı değildir. Acaba burada "y" sesi kafiye olarak mı yoksa redif olarak mı alınacaktır? Oysa, çözüm çok basittir."y" sesi birinci mısrada kelimenin köküne dahil olurken, ikinci ve üçüncü mısralarda yardımcı ses (kaynaştırma ünsüzü)'tir. Yani "y" seslerinin görevi farklıdır. Bu durum da kafiye tanımına uygun olduğundan kafiye olarak kabul edilecektir. Aynı durum İstiklal Marşı'nın üçüncü kıtasında görülmektedir: Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım, Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım! Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner aşarım. Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım. Yukarıdaki dörtlükte ise, kelimelerin kökleri: "yaş", "şaş", "aş" ve "taş" kelimeleridir. Burada da kelimelerin köklerinden sonra gelen "a" sesleri kafiye olarak mı yoksa, redif olarak mı alınmalı sorusu akla takılmaktadır. O halde, bu köklere eklenen "a" sesinin görevinin ne olduğunu incelemek gerekir: İlk mısrada: yaş - a - r - ı - m kök yapım eki geniş zaman yardımcı ses I. tekil şahıs eki İkinci mısrada: şaş - a - r - ı - m kök yardımcı ses geniş zaman yardımcı ses I. tekil şahıs eki Üçüncü mısrada: - a - r - ı - m kök yardımcı ses geniş zaman yardımcı ses I. tekil şahıs eki Dördüncü mısrada: taş - a - r - ı - m kök yardımcı ses geniş zaman yardımcı ses I. tekil şh. Yukarıda da görüldüğü gibi ilk mısradaki "a" sesi ile diğer "a" seslerinin görevleri farklıdır. Bu özellik sebebiyle, "a" seslerinin kafiye olarak alınması gerekir.b) Kelime Halindeki Redifler: Aynı anlamdaki kelimelerin tekrarlanmasıyla meydana gelen rediflerdir. Bu tür redifleri mısralarda görebilmek oldukça kolaydır: Doğru söylerim halk razı değil Eğri söylerim Hak razı değil. Yukarıdaki beyitte "razı değil" kelimeleri redif, ondan önceki "k" sesleri ise yarım kafiyedir. Bir başka örnek: Zannetme ki şöyle böyle bir söz Gel sen dahi söyle böyle bir söz Yukarıdaki beyitte "böyle bir söz" kelimeleri redif, ondan önceki "öyle" sesleri ise zengin kafiyedir. Bir başka örnek: Kimsesiz hiç kimse yok, var herkesin bir kimsesi Kimsesiz kaldım meded, ey kimsesizler kimsesi Yukarıdaki beyitte "kimsesi" kelimeleri redif, ondan önceki "r" sesleri ise zengin kafiyedir.. Son olarak şuna da dikkati çekmek gerekiyor: Kelime halinde bulunan rediflerden hemen önce, ek halinde redif de bulunabilir. Böylece, ek halindeki redifle kelime halindeki redif arka arkaya gelebilir: Elimi beş yerinden, dağladı beş parmağın, Bağrımda yanmadık bir yer bırakmadan git Bir yarın göçtüğünü, çöktüğünü bir dağın Görmemek istiyorsan, ardına bakmadan git! İkinci ve dördüncü mısralarda hem ek halinde redif, hem de kelime halinde redif bulunmaktadır. Yukarıdaki mısralarda "madan" ekleri "zarf-fiil"dir. Kafiye Örgüsü (Düzeni) Bir mısranın hangi mısra ile kafiyeli olduğunun gösterilmesine kafiye örgüsü denir. Kafiye düzeninde her mısra bir çizgiyle, kafiyeler de harflerle gösterilir. Çeşitleri şunlardır:1)Düz Kafiye : aabb biçiminde gösterilir. Birinci mısra ile ikinci mısranın , üçüncü mısra ile dördüncü mısranın birbiriyle kafiyeli olmasına denir. Aaab veya aaaa şeklinde de olur. Diğer adı mesnevi tarzı kafiyedir. 2)Çapraz Kafiye: Mısraların abab şeklinde kafiyeli olmasına denir. (abab, cdcd, efef, ghgh..) Genelde halk şiirinde görülür. 3)Sarmal Kafiye : Mısraların abba, cddc... şeklinde kafiyeli olmasına denir. İtalyan Edebiyatından gelen sonelerde görülür. 4)Mani Tarzı Kafiye : Dörtlükte birinci, ikinci ve dördüncü mısralar kafiyeli, üçüncü mısra serbesttir. Aaxa veya aaba 5)Koşma Tarzı Kafiye: Dörtlüklerin ilk üç dizeleri kendi içinde, dördüncü dizeleri de şiirin tümünde kafiyelidir. Bazen ilk dörtlükte çapraz kafiye kullanıldığı görülür. Aaab, cccb, dddb, eeeb, fffbAbab, cccb, dddb, eeeb, fffb...Xaxa, bbba, ccca, ddda, eeea..6)Örüşük Kafiye : İtalyan Edebiyatı’ndan gelen terzarimalarda görülür. Önceki üçlüğün ortasındaki dize ile, bir sonraki üçlüğün kenarındaki dizeler kafiyelidir. Aba, bcb, cdc, ded...MUHTEVA UNSURLARIKonu ve Tema : Şiirin anlattığı duygu, durum ya da olaya konu denir. Her duygu ve durum şiirin konusu olabilir. Bir deniz manzarası, sokakta simit satan adam, insanın iç dünyası, savaş vb. her durum şiirde anlatılabilen konulardır. Şairin konuyu ele alış biçimine, o konu çerçevesinde okuyucuya vermek istediği düşünceye ya da şiirinde savunduğu teze tema adı verilir. Aynı konuda yazılmış şiirleri birbirinden ayıran unsur temadır. Dil ve Anlatım : Şiirdeki kelime, kelime grubu, cümle, cümlecik gibi anlamlı ses topluluklarının tümüne dil denir. Bilinen gramer parçalarından oluşan dil, üslup ile orjinal hale gelir. Şairin anlatım yaparken seçtiği kelime vb unsurlar onun üslubunu meydana getirir. Her şairin üslubu birbirinden farklıdır. Şiirde orjinal söyleyişler ve ifadeler vardır. İyi bir şair özgün üslubu sayesinde çok alışılmış, yıpranmış konuyu bile çekici bir ifadeyle anlatabilir. Şiirde vurgu ve tonlama önemlidir. Bu iki unsurun iyi kullanılmadığı şiirler ahenk yönünden eksik şiirlerdir. Kısacası dil ve anlatım konusunda; dilin anlaşılır, sade, ağır, üslubu güzel, halk dili kullanmış, orjinal ifadeler vardır, vurgu ve tonlamalar yerindedir gibi özellikleri dikkate alınır. DÜZYAZI TÜRLERİ Düzyazılar işlenen konu ve konunun işlenme tekniğine göre iki ana grupta incelenir:A. Öyküleme yazılarıB. Düşünce yazılarıÖYKÜLEME YAZILARI1. ROMAN :Yaşanmış veya yaşanması muhtemel, gerçek veya gerçeğe yakın olayların belli bir düzen içerisinde anlatıldığı, yer, zaman ve şahısların belli olduğu uzun yazılardır. Konularına göre şöyle adlandırılır: Psikolojik roman, töre romanı, macera romanı, tezli roman, köy romanı, tarihi roman, egzotik roman, mektuplu roman, bilim-kurgu romanı, biyografik roman... Ayrıca romanlar, etkilendikleri edebi akımlara göre “klasik roman, romantik roman, realist roman, naturalist roman” gibi adlar alırlar. 2. Hikaye (Öykü) : Yaşanmış ya da yaşanması muhtemel, gerçek veya gerçeğe yakın olayların, belli bir düzen içerisinde anlatıldığı orta uzunluktaki yazılardır. Dünya Edebiyatı’nda hikaye türünün ilk örneği İtalyan yazar Boccacio’nun Decameron (Dekameron) adlı eseridir. Hikaye türü, Türk Edebiyatı’nda Tanzimat Dönemi’nde ortaya çıkmıştır. Dünya Edebiyatı’nda realizm (gerçekçilik) akımının etkisinde hikayeler ikiye ayrılır: a) Olay Hikayesi: Fransız yazar Guy de Maupassant tarafından geliştirilmiştir. Bu nedenle Maupassant tarzı hikaye olarak da adlandırılır. Hikaye, belli bir olayın etrafında gelişir. Türk Edb.’da olay hikayeciliğinin en önemli temsilcisi Ömer Seyfettin’dir. b) Durum (Kesit) Hikayesi: Sovyet yazar Antony Çehov tarafından geliştirilmiştir. Bu nedenle Çehov tarzı hikaye olarak da adlandırılır. Bu tür hikayelerde belirli bir olay yoktur. Hayattan bir kesit sunulur. Durum hikayeciliğinin Türk Edb.’daki en önemli temsilcisi Sait Faik Abasıyanık ve Memduh Şevket Esendal’dır. Hikaye ile Roman Arasındaki Benzerliklera) Her ikisinin de yazarı bellidir. b) Her ikisinde de giriş, gelişme ve sonuç bölümleri vardır. c) Her ikisinde de gerçek veya gerçeğe yakın olaylar anlatılır. d) Her ikisinde de olağanüstü özelliklere sahip olmayan, normal yapıda kahramanlar (kişiler) vardır. e) Her ikisinde de olayların geçtiği zaman ve mekan bellidir. Hikaye ile Roman Arasındaki Farklar a) Hikaye kısa ve orta uzunlukta bir yazı türüdür. Roman ise uzundur. b) Hikayede kişi sayısı romana göre daha azdır.c) Hikayede genellikle bir tek olay anlatılırken, romanda birbirine bağlı olaylar anlatılır. d) Hikayede olaylar kısa bir zamanı kapsar, romanda ise genellikle uzun bir zaman söz konusudur. e) Romanlarda olayın geçtiği dönemin siyasi, sosyal, tarih durumu hakkında bilgi edinilir. Bu durum hikayelerde pek yoktur. f) Hikayelerde sınırlı bir mekan söz konusudur. Romanlarda ise olaylar daha geniş bir coğrafyada meydana gelir. 3. Tiyatro: Hayatın değişik durumlarının sahnede canlandırılması amacıyla yazılan eserlerdir. Asıl adı dramadır. Ayrıca oyun, piyes, temsil olarak da adlandırılır. Tiyatronun kaynağı Eski Yunan’dır. Roma imparatorluğu döneminde gelişen ve çöken tiyatro, Avrupa’da Rönesans’la yeniden canlanmıştır. Tiyatro eserleri konularına göre üç çeşittir: A) Trajedi: İzleyicide korku ve acıma gibi duygular uyandıran, ruhu tutkulardan arındırmak amacını güden tiyatro çeşididir. Klasik ve Modern Trajedi olmak üzere ikiye ayrılır. Klasik Trajedinin Özellikleri: 1) Erdem ve ahlak ön plandadır. 2) Güldürücü unsuru yoktur. 3) Konular mitolojiden yani efsanelerden ve tarihten alınmıştır. 4) Kişiler soylu ve olağanüstüdür. 5) Diyalog ve koro bölümlerinden oluşur. Koro esere lirizm katar. 6) Üç birlik kuralına uyulur. Yani zaman birliği, yer birliği, olay birliği vardır. Buna göre, olay yirmi dört saatte geçer, baştan sona aynı yerde yaşanır ve tek olay canlandırılır. 7) Vurma, yaralama, öldürme gibi dehşet uyandırıcı, acı verici olaylar seyircinin gözü önünde geçmez. 8) Şiir biçiminde oluşturulur. 9) Ağırbaşlı, seçkin bir dil ve anlatım görülür. Çağdaş Trajedideki Değişiklikler1) Üç birlik kuralı kaldırılmıştır. 2) Soylu kişilerin yerini sıradan kişiler almıştır. 3) Koro yoktur. 4) Konular günlük hayattan seçilir.5) Anlatım şiir şeklinde değildir. 6) Seçkin bir ve anlatım aranmaz. B) Komedi: İnsanların ve olayların; gülünç ve çarpık yanlarını sergileyen tiyatro çeşididir. Üç grupta incelenir: 1)Klasik Komedi: Klasik trajediye tepki olarak Eski Yunan Edb.’da doğmuştur. En önemli temsilcisi Aristophanes’tir M.Ö. 405 yılına kadar sürmüştür. 2)Orta Komedi: M.Ö.330’a kadar sürmüştür. Çağdaş komediye geçiş niteliğindedir. Aristophanes’in son iki eseri “Kadınlar Meclisi” ve “Plütos” bu dönemin ürünleridir. 3)Çağdaş Komedi: Klasik ve Orta komediye ait kuralların çoğunun değiştiği dönemdir. Klasik komedide konu dışında klasik trajedinin özellikleri görülür. Çağdaş komedi’de konular günlük hayattan alınmış; kişiler halktan seçilmiştir. Çağdaş Komedi’de koro, üç birlik kuralı yoktur. Soylulara özgü bir dil kullanma kaygısı güdülmez. Konularına Göre Komedi Çeşitleri: a) Karakter Komedisi: Kişilerin gülünç yönleri sergilenir. Moliere’nin komedileri bu türdendir. b) Töre Komedisi: Törelerin aksak yönleri güldürücü bir biçimde sunulur. Aristophanes’in “Eşek Arıları”, Moliere’nin “Gülünç Kibarlar” ve Şinasi’nin “Şair Evlenmesi” bu türe örnektir. c) Entrika Komedisi: Olayların şaşırtıcı şekilde geliştiği, bol bol entrikaların yaşandığı komedilerdir. Moliere’nin “Zoraki Tabip” adlı eseri bu türe örnektir. Komedilerde entrika kendiliğinden değil, yapay ve zorlama yollarla karmaşık nitelik kazanırsa, böyle komedilere vodvil denir. C) DRAM : Tiyatronun tarihi gelişimi içinde trajediyle komedi arasında dram türü doğmuştur. Hayatın acıları ve mutlulukları iç içedir. Klasik tiyatro kurallarının uygulanmadığı bu tür hem şiir hem düzyazıyla yazılabilmektedir. Tiyatro ile İlgili Bazı Terimler: Perde: Tiyatro eserlerinde konunun ana bölümlerinden her birine denir. Dekor: Tiyatroda olayın geçtiği yer ile eşyaların tümü.Suflör: Oyunculara, rollerinde unuttukları sözleri sahne gerisinden, seyircilere hissettirmeden hatırlatan kimse.Diyalog: Kişilerin karşılıklı konuşmaları.Monolog: Tiyatro eserinde biri kişinin tek başına konuşması.Tirad: Tiyatro oyununda kişilerin birbirlerine karşı söyledikleri coşkulu uzun sözler.Fars: Basit olay ve yergilerle dolu halk komedisidir.Vodvil: Hareketli ve eğlenceli bir konuya dayanan alaycı, taşlamalı komedi.Komedi Santimental: Güldürürken düşündüren, insanı duygulandıran içli komedi. Piyes: Gerçeklere uygun, ciddi konulu dram.Melodram: Seyirciyi heyecanlandıran, hareketli ve duygusal oyun türü. Feeri: Masal öğelerinden yararlanılarak yazılmış tiyatro eseri. Opera: Tüm sözleri bestelenmiş trajedi veya dram. Operet: Sözlerinin bir kısmı müzikli, bir kısmı müziksiz olan tiyatro eseri. Bale: Konusunu müziğe bağlı hareketlerle gösteren, konuşmanın yer almadığı tiyatro türü. Kostüm: Oyuncuların oyun esnasındaki kıyafetleriRol: Oyuncuların konuşma ve hareketlerinin tümü. 4. GEZİ YAZISI : Gezilen yerlerin doğal güzelliklerinin, tarihi özelliklerinin, gelenek ve göreneklerinin, yaşam biçiminin, halkın dünya görüşlerinin anlatıldığı yazılardır. Gezi yazılarında, özellikle Osmanlılar döneminde abartılı bir anlatım kullanılmıştır. Gezi yazılarına eskiden “Seyahatname” denmiştir. Türk Edb.’nın en tanınmış gezi yazılar şunlardır: Miratü-l Memâlik – Seydi Ali Reis / Cihannümâ – Katip Çelebi. / Seyahatname – Evliya Çelebi. / Hac Yolunda – Cenab Şehabettin. / Frankfurt Seyahatnamesi – Ahmet Haşim / Times Kıyıları – Falih Rıfkı Atay / Anadolu Notları – Reşat Nuri Güntekin 5. RÖPORTAJ : Bir gerçeği araştırma, inceleme, gezip görme yoluyla anlatan yazılardır. Gezi yazısından ayrılan tarafı, fotoğraflarla desteklenmesidir. Ayrıca gezi yazısında gezilip görülen yerlerin özellikleri anlatılırken, röportajda inceleme ön plandadır. Dar anlamda karşılıklı konuşma olan röportaj ile gezi yazısının değişik bir şekli olan röportaj karıştırılmamalıdır. 6. HATIRA (ANI) : Bir insanın başından geçen olayları, geçmişte yaşadıklarını anlattığı yazılardır. Edebiyatımızda hatıra türünün ilk örneği Babürşah’ın Babürname adlı eseridir. 7.BİYOGRAFİ (HAYAT HİKAYESİ) : Tanınmış kişilerin; sanatçıların, sporcuların, devlet adamlarının hayatlarının tamamını veya belli bir bölümünü anlatan yazılardır. Divan Edb.’daki tezkireler, biyografiye benzer. Tanınmış kişiler, hayat hikayelerini kendileri anlatırsa, bu tür yazılara otobiyografi denir. 8. GÜNLÜK (GÜNCE) : Yaşanan olayların ve bu olayların kişide bıraktığı izlerin günü gününe yazılmasıyla oluşan yazı türüdür. Günlükler, olayları yaşayan kişi tarafından tutulur. Osmanlı döneminde, saraylarda olayları günü gününe yazan vakanüvislerin eserleri günlüğe benzer. 9.FABL : Genellikle manzum yani şiir şeklindedir. Fakat düzyazı biçiminde olanları da vardır. Öyküleme yazıları bölümüne giren, bu düzyazı şeklindeki fabllardır. Genel olarak insan dışındaki varlıkların kişileştirilmesi ve konuşturulması esasına dayanır. Didaktik (öğretici) bir yazı türüdür.DÜŞÜNCE YAZILARI 1. MAKALE: Bir fikri, bir bilgiyi, bir maksadı herkese ulaştırmak amacıyla yazılan gazete ve dergi yazılarıdır. Makalelerde öğreticilik (didaktiklik) ön plandadır. Genelde “biz”li anlatım görülür. İleri sürülen düşünceler, çeşitli örnekle ispatlanmaya çalışılır. Bilgi vermek amacıyla her konuda yazılabilir. 2. FIKRA: Bir yazarın daha çok güncel yani aktüel olaylarla ilgili kişisel görüş ve düşüncelerini anlattığı gazete ve dergi yazılarına denir. Bilgi vermek amacı ön planda değildir. Ata sözleri ve nüktelerden yararlanılır. İleri sürülen düşüncelerin ispatlanma mecburiyeti yoktur. 3. DENEME: Herhangi bir konuda, kişisel görüşlerin, hiçbir kurala bağlı olmadan yazıldığı yazılardır. Kesin sonuç aranmaz. Genellikle devrik cümleler kullanılır. Yazar, kendi kendisiyle konuşur gibi yazar, ileri sürülen görüşlerin ispatlanması zorunlu değildir. Orta uzunlukta bir yazı türüdür. “Ben”li anlatım ön plandadır. Deneme türünün Dünya Edb.’daki kurucusu Fransız yazar Montaigne’dir. Türk Edb.’da ise en tanınmış deneme yazarları şunlardır: Nurullah Ataç, Suut Kemal Yetkin, Vedat Günyol, Oktay Akbal, Salah Birsel, Cemil Meriç, Selim İleri.4. SÖYLEŞİ (SOHBET): Bir yazarın, herhangi bir konudaki görüşlerini, okuyucuyla karşılıklı sohbet ediyormuş gibi bir havada yazdığı yazılardır. 5. ELEŞTİRİ (TENKİT) : Bir sanatçının eserinin gerçek değerini belirlemek amacıyla incelenmesi sonucu yazılan yazılara denir. Eleştiri bir eserin başarılı ve başarısız yönlerini ortaya koymaktadır. 6. MEKTUP : Haberleşme aracıdır. Çeşitleri şunlardır: a) Özel Mektup: Hısım, akraba, eş-dost ve tanıdıklar arasında yazılır. En önemli özelliği gizliliğidir. b) Resmi Mektup: Devlet daireleri arasındaki resmi yazılardır. c) İş Mektubu: Devlet daireleri ile vatandaşların veya özel kuruluşların birbirlerine yazdıkları mektuplardır. Dilekçe ve sipariş mektupları bu türe örnektir. d) Edebi Mektuplar: Şair ve yazarların birbirlerine yazdıkları, edebiyatla ilgili düşüncelerini, anılarını anlattıkları mektuplardır.
admin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Sponsor Reklam
           
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Kalıtsal Hastalıklar Nelerdir 9.Sınıf Ders Notu Bilgileri Ve Detaylı Konu Anlatımı eymen33 Biyoloji Ders Notları 0 08-25-2013 05:18 PM
7. sınıf İngilizce Changing Lifestyles Nedir? Nasıl Kullanılır Konu ANlatımı Ve Ders Notu Bilgileri eymen33 İlköğretim İngilizce Ders Notları 0 07-03-2013 01:37 PM
Vitaminler Nelerdir Özet Konu Anlatımı Ve Ders Notu Bilgileri eymen33 Fen ve Teknoloji Ders Notları 0 05-24-2013 02:35 AM
8. Sınıf Türkçe Dersi Edebiyat Bilgileri Online Ders İzle Konu Anlatımı zeyvideo Türkçe Ders Notları 0 02-24-2012 10:13 PM
7. Sınıf Türkçe Dersi Edebiyat Bilgileri Video Online Ders İzle Konu Anlatımı zeyrekli Türkçe Ders Notları 0 01-17-2012 01:54 AM


Yazılı Soruları-Soru Bankası-Yaprak Test-Ders Notu-Konu Anlatımı-Proje Ödevi- Performans Görevi-Zümre Tutanakları-Yıllık Plan-Etkinlikler, Çalışma Yaprakları Tüm Zamanlar GMT +6 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 05:01 PM.


Eğitim ve Ögretim